Ortaca - Mugla Kent Rehberi Kent Muğla
    • (Alış) 5.527 TL
    • (Satış) 5.537 TL
    • (Alış) 6.263 TL
    • (Satış) 6.274 TL


Ortaca

  • Yer Adı:: Ortaca
  • Şehir Türü: İlçe
  • Bağlı Merkez: Muğla

Ortaca


Ortaca , Muğla ilinin en güzel İlçelerinden biridir. Akdeniz ile Ege Bölgesi sınırında olan Ortaca, İzmir ve Antalya’ ya eşit uzaklıktadır. Fethiye ve Marmaris arasının orta yerinde oluşuyla da; adından da anlaşılacağı gibi ORTACA ismini almıştır. Gerek iklim gerek toprak yapısı nedeniylede son derece bereketli bir ovaya sahiptir.
Ortaca şehir merkezinden 15 dakikada Sarıgerme Plajı, Aşı Koyu Plajı ve İztuzu Plajına ulaşılır. 30 dakikalık bir sürede de yaylalara ya da Dalaman Çayı üzerinde rafting yapılan merkeze ulaşılabilir. İsteyen hava yoluyla İstanbul Ankara’ ya; isteyen kara yoluyla İzmir ve Antalya’ ya sabah gidip akşama dönebilir.
Ortaca’ nın en belirgin özelliğinden biri de; diğer turistik yörelere göre İlçede yaşamın ucuz olmasıdır. Bu nedenle komşu İlçelerden ve Beldelerden alışveriş için insanlar Ortaca’ ya gelir. Hatta Ortaca dışında başka İlçe ve Beldelerde çalışmakta olan işçi, memur, vatandaşlarımız, evlerini Ortaca’ dan tercih etmekte ve burada oturmaktadırlar.

ORTACA’NIN TARİHİ

Antik Çağ’da Karia sınırları içerisinde yer alan Ortaca, MÖ 334 yılında Makedonya Kralı Büyük İskender tarafından ele geçirilir. Daha sonra Mısır Kraliçesi Kleopatra’ nın sahibi olduğu Akdeniz ve Ege sahilleri içinde bulunan Ortaca’ da bir süre Mısır egemenliği altında kalır. MÖ. 192 yılında Roma egemenliği altında girer. Selçuklu Türklerinin   1071 Malazgirt Zaferi’yle Anadolu kapıları Türklere açılınca, Ortaca da İstanbul haricindeki diğer Anadolu bölgeleri  gibi Doğu Roma sınırlarından çıkar ve Selçuklu Türkleri egemenliğine girer.

1261 – 1451 yılları arasında Anadolu Beylikleri Döneminde Ortaca Menteşeoğulları hâkimiyetinde kalır. 1451 yılında Fatih Sultan Mehmet döneminde Menteşe Beyliğiyle beraber Ortaca da Osmanlı topraklarına dahil olur. Kurtuluş Savaşı yıllarında işgalden etkilenmez. 600 yıl hükümdarlık süren Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılmasından sonra, Cumhuriyet Dönemi’nde Terzialiler Köyü adıyla yerini alır.

Muğla ile Fethiye arasında olması nedeniyle halk Terzialiler isminin ORTACA olmasını, dönemin Muğla Valisi Recai Güreli’ ye iletir.1943 yılında Terzialiler adı ORTACA olarak değiştirilip Nahiye olur; önceleri Köyceğiz’e bağlı bir belde iken 1987 yılında ilçe statüsüne kavuşmuştur.


Dalyan ve Çevresi

Köyceğiz Gölü’nü denize bağlayan ve Antik Dönem’de Calbis adı verilen fiyort tipi doğal kanalın kıyısında şirin bir tatil beldesidir Dalyan. Turizmin hızla gelişmeye başladığı yıllarda artan yapılaşma tehditi, 1998 yılında bölgenin Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilmesiyle kontrol altına alınmıştır.

Uzun yıllar boyunca doğallığı bozulmamış bir köy olarak kalan mahalle bugün de aşırı yapılaşmadan uzak. Ama eski yapılardan neredeyse hiçbir şey kalmamış ne yazık ki!

Kimisi şehir merkezinde, kimisi şehir girişinde çok sayıda otel, pansiyon ve lokantalarıyla tam bir tatil mahallesi .Daha çok günübirlik geliniyor Dalyan’a, ama çevrenin doyasıya tadına varmak için en az 2-3 gününüzü ayırmalısınız.

Dalyan, adını buradaki doğal kanallar ve bu kanallar üzerinde yüzyıllardır yapılan dalyan balıkçılığından almış. En çok kefal yakalanıyor ve çevredeki lokantalarda başka yerde bulamayacağınız kadar uygun fiyatla yenebiliyor. Kefal satın almak isterseniz,DALKO su ürünleri kooperatifinden alabilirsiniz. (Dalyan – İztuzu kanal yolu üzerinde) Fiyat da son derece uygun.

Caretta Caretta kaplumbağaları dışında, bu akrabaları kadar popüler olmayan Nil kaplumbağaları da (Trionyx Tringulus) kanalın göle yakın kısımlarında yaşıyorlar.

Dalyan’dan İztuzu kumsalı, Dalyan ağzı plaj tesislerine ulaştıran yolun son 1 km’sinden plaja inmeyip sola tepelere çıkan yol, Dalyan’ı ayaklar altına seren Radar (Türk Telekom) kulesine götürür. Yolun büyük bölümü asfalttır ve çam ağaçları içinden dolana kıvrıla çıkar dağın doruklarına. Yukarı çıktıkça her dönemeçte Dalyan Deltası bir başka güzel serilir ayaklar altına.

Radara giden yol stabilizedir. Kulenin bulunduğu tepeye çıktığınızda olağanüstü bir manzarayla karşılaşacaksınız. Bir yanınızda, deltası, kanalları, kumsalı ve şehriyle tüm Dalyan; ileride Köyceğiz Gölü ve Köyceğiz; daha ötelerde Sandras Dağı; batınızda sarp yamaçların denizle buluştuğu koylar; biraz ileride Sarıgerme sahili ve Babaada…

Yola devam edenler, mavi yolculuk teknelerinin çok sevdiği Aşı Koyu’na ulaşırlar. Piknik yapmak, gözlerden uzak denize girmek için idealdir bu koy.

Kaunos Antik Kenti

Kaunos Antik Kenti, coğrafi ve idari olarak Köyceğiz sınırları içinde kalmaktadır. Ancak, Dalyan’a yakınlığı ve turistler için ulaşım kolaylığı açısından Ortaca ilçesi sayfalarında da yer veriyoruz.

Dalyan’dan tekneyle gelinen ören yeri iskelesinden on dakikalık bir yürüyüşle Kaunos Antik Kenti’ne ulaşılıyor. Denizden yatla gelenler Delikli Ada çevresinde demirleyip tekneyle iskeleye çıkabiliyorlar.

Eski devirlerde ticari açıdan önemli bir liman kenti olan Kaunos, zamanla denizin alüvyonlarla dolmasıyla liman özelliğini kaybetmiştir.

Tarihin babası Heredot’a göre Kaunoslular Karia’nın yerli halkındandı ama kendilerini Giritli sayıyorlardı. Coğrafyacı Strabon da Kaunos’un tersanesinin ve ağzı kapanabilen bir limanın bulunduğunu yazıyor. Kenti, ikiz kız kardeşi ile uygunsuz ilişki kurduğu için kentten sürülen Miletos’un oğlu Kaunos kurmuş. Dalyan’dan da görülebilen kaya mezarları ise MÖ 4. yy’da yapılmış, daha sonraları Roma Dönemi’nde de kullanılmış.

Lykia tipi mezarların içinde ölülerin üzerine yatırıldığı üç taş yatak bulunmaktadır. Cephede iki İon sütunu, sütunların üzerinde friz ve alınlık görülmektedir. Alınlıkların birinde arslan kabartmaları vardır.

Kentin limanı, akropolün aşağısındaki Sülüklü Göl’dü. O zaman deniz Kaunos’un akropolüne kadar gelmekteydi.

Perslerin Anadolu’yu bütünüyle ele geçirmesi üzerine kent, Mausolos’un yönetimine girdi. MÖ 334’de İskender’in Persleri yenmesi üzerine Prenses Ada’nın, sonra Antigonos’un, daha sonra Ptolemaios’un yönetimine girdi. Rodos Krallığı, Bergama Kralığı ve Roma İmparatorluğu egemenlikleri altında kaldı. Limanın dolmasıyla önemini yitirmeye başladı.

Akropol 152 metre yükseklikteki tepeye kurulmuştur. Surların kuzey yönünde olanı Orta Çağ’dan kalmadır. Uzun sur limanın kuzey yönünden başlayıp Dalyan Mahallesi’nin ilerlerindeki sarp kayalığa kadar uzanıyor. Surun kuzey kısmı Mausolos döneminde yapılmıştı. Kuzeybatı yönündekiler Helenistik Dönem’dendir. Limana doğru olanlar ise Arkaik Devir’den kalmadır.

Tiyatro akropolün eteğindedir. 33 oturma sırası bulunmaktadır. Tiyatronun batı yönündeki yapı kalıntılarından biri bazilika tipi kiliseye aittir. Diğerleri Roma Hamamı ve Tapınağı’na aittir.

Aşağıda tamamlanmayan bir daire biçiminde örülmüş ve yivsiz sütunları bulunan yapının arkasında üç basamakla yükseltilmiş podyum bulunuyor. Burada tapınağın kalıntıları görülüyor. Daire biçimindeki yapının ne olduğu ise bilinemiyor.

Eski liman olan Sülüklü Göl’ün kuzeyinde yapılan kazılarda Stoa ortaya çıkarıldı. Çevresinde bir çok heykel kaidesi bulundu, ama heykeller bulunamadı. Stoanın yakınındaki çeşme restore edilmiştir.

Surları ve kuleleri bütünüyle görmek için uzunca bir keşif gezisine çıkılması gerekiyor.


Caretta Carettalar

Sahilde kalıcı hiçbir tesis yapılmasına izin verilmeyen, Dünya’ca ünlü İztuzu Kumsalının sevimli sakinleri…

Boyları 1-1,5 metreyi, ağırlıkları 150 kiloyu bulan bu sevimli hayvanlar, kumsala çıkıp, arka ayaklarını kullanıp çeşitli çukurlar açıyorlar ve en uygununa yumurtalarını bırakıp denize dönüyorlar. Günü dolup da yumurtadan çıkan yavrular içgüdüleriyle ay ışığını pusula alıp denize yöneliyorlar. Ama bu iş çok kolay değil; kumsalı geçip denize ulaşmak, yavru Carettaların minik adımları ile epeyce zaman alıyor. Güneş doğup ortalık ısınmaya başlayıncaya kadar yolu katetmeleri gerek. Bunu başaramayanlar sıcağa yeniliyorlar veya alıcı kuşlara yem oluyorlar. Tabii denizde de tehlike bitmiyor. Belli bir büyüklüğe ulaşıncaya kadar balıklara yem oluyorlar. Çok azı büyüyüp dev boyuta ulaşabiliyor. Büyüyüp de yumurtlama dönemine ulaşanları, içgüdüleri tekrar dünyaya geldikleri bu sahile çekiyor. Yumurtadan çıktıkları İztuzu sahiline bu kez yumurtlamaya geliyorlar.

Yavruların yumurtadan çıkma zamanı gelince kumsalda ışık ya da ateş yakmak yasak, ışık yavruları yanıltıyor, denizi bulamıyorlar. Yumurtlama zamanı, kumsalda dünyanın dört bir yanından gelen çevreciler kamp kuruyorlar. Yumurtalar koruma altına alınıyor. Yavruların sahile ulaşabilmesı için destek de olunuyor zaman zaman.

İztuzu Kumsalı

İztuzu Kumsalı dev kaplumbağalar “Caretta Caretta”lar ile Dünya’ca ünlendi. Kumsalın bir ucunda İztuzu Plajı tesisleri, öteki ucunda da Dalyan ağzı günübirlik plaj tesisleri yer alıyor. Kumsal kilometrelerce uzanıyor.

İztuzu plajına Dalyan’dan karayoluyla ulaşılıyor. Dalyan’dan çıkan asfalt yol deltayı, Sülüngür kıyısını izleyerek köylerden geçerek iniyor plaja. Plaja yaklaştıkça yükselen yol üzerinde fotoğraf çekmeye uygun açıklıklar oluşuyor. Tüm deltayı ve kumsalı içine alan bir panorama bu.

Dalyan ağzı plajına ise Dalyan’dan kalkan dolmuş tekneler götürüyor.  Caretta Caretta türü dev kaplumbağalar, yumurtlamaya İztuzu Kumsalı’na geliyorlar.

Kumsalın gerisinde kalan İztuzu ve Dalyan ağzı plai tesislerinde kabinler ve soğuk bir şeyler içebileceğiniz büfeler var. Şemsiye de kiralanabiliyor. Ancak şemsiyelerin yumurtalara zarar vermemesi için önlem de alınıyor.

İztuzu Dalyan ağzı plajına kanaldan da, sürekli sefer yapan motorlarla gidebilirsiniz. Göl suyunu denize bağlayan küçük bir doğal kanal kumsalı boydan boya bölüyor. Denize girip, kumsalda güneşlendikten sonra öbür yanda gölün tatlı suyuyla duş yapabilirsiniz. Hem tuzlu, hem de tatlı suda yüzebilme olanağı büyük keyif veriyor insana.

İztuzu Kumsalı Caretta Caretta’ların ötesinde bir doğa harikası. Bulmaca labirentlerinde gördüğünüz türden müthiş bir görünümü var. Sanki denize uzanan 5.400 metrelik bir kumdan ok, dolana dolana gidiyor sazlıklar eşliğinde.

Dalyan kanallarında hemen her mevsim boyu 1 metreyi bulan kaplumbağalar görebilirsiniz. Ayakları tırnaklı olan ve balıkla beslenen Nil Kaplumbağaları olarak bilinen bu türün Caretta Caretta’larla ilgisi yoktur.


Sarıgerme

Dalaman Havaalanı’na yakınlığı ve modern konaklama tesislerinin hizmete girmesiyle bir anda popülerleşen bir turizm merkezidir Sarıgerme. Sırtını çamlara dayamış Sarıgerme sahilinde ince kumsalla çamların amansız mücadelesi sürmüş yüzyıllar boyu. Tarihte Pisilis antik kuruluymuş bu sahillerde. Kent şimdi kumların altında.

Sarıgerme Mahallesi sahilden 850 m içeride. Sarıgerme adı, Osmaniye’nin içinden geçen ve kumsalı bölen Sarıçay’la ilişkili. Sarıçay ormandan kesilen kerestelerin denize taşınmasından kullanılırmış. Keresteler denize kaçmasın diye de deniz bağlantısı kapatılırmış. Bu işleme “germe” denirmiş. Sarıgerme adı da böyle oluşmuş.

7 km uzunluğundaki kumsalı, sığ denizi ve biraz açıktaki Babaada’sıyla Sarıgerme tam bir tatil cenneti.
Düne kadar pek cazibesi olmayan kumsal, bölgede kurulan derneğin girişimleriyle temizlenmiş, büfe, duş-wc, şezlong ve şemsiye, kabinlerin yanında Osmaniye köyüne çekçek bağlantısı gibi hizmetler sağlanmış.

Lüx otellerde alınan bütün hizmetler böylelikle, Osmaniye köyü içindeki pansiyon ve küçük motellerde kalanlar tarafından da alınmaya başlamış. Sahil düzenlemesi ve bakımı için girişte küçük bir katkı payı alınıyor.

Kumsalın açığındaki Babaada, Marmaris Göcek arasında dolaşan teknelerin ve yatların uğrak yerlerinden biri. Adanın Sarıgerme’ye bakan yüzü korunaklı ve tekneler bu yüze bağlanıyor. Adanın arka yüzü ise kayalık ve dalma meraklıları için uygun.

Kendinize güveniyorsanız adaya yüzebilirsiniz. Sonra da tepesine çıkıp doyumsuz manzarayı seyredebilirsiniz.

Sarıgermede uzun kumsal boyunca yürüyüş te yapabilirsiniz. Ayaklarım yanar ya da acır diye düşünmeyin. Bileklerinize kadar yükselen su ve ince kum hem yürüyüşü kolaylaştırıyor, hem de bir masaj etkisi yapıp, kasları rahatlatıyor, güçlendiriyor.

Dalaman Havalimanı’na 20 km uzaklıktaki Sarıgerme’ye, Havalimanı yönünden gelirken, Dalaman’a girmeden önce, Sarıgerme yol ayrımına gireceksiniz. Önce Sarıgerme Mahallesi’ne ulaşılıyor, ardından da Sarıgerme sahiline çıkılıyor.

Ortaca yönünden gelirken, yine Dalaman öncesinde Sarıgerme yön levhasını izlemek gerekiyor.


Pisilis

Sarısu deresinin denize döküldüğü yerde oluşmuş kumsal düzlüğünde ve içinden derenin geçtiği vadinin kumsala bitişik ucunda Pisilis kalıntılarını görmeli. Dere kıyısında Geç Bizans Çağı kalesinin surları, vadi girişinde yolun biraz üzerinde ise iki duvarı sağlam Bizans kilisesi antik kent gezinizde dikkatinizi çekecek.


Ortaca Tanıtım Filmi


Etiketler : Muğla Kent Rehberiortaca-dalyan-kargicak-koyu , ortaca-sarigerme-plaji ,

Yorum Kapalıdır.

Şehirdeki Mekanlar

Şehirde Mekanlar bulunamadı.

Şehirdeki Etkinlikler

Şehirde Etkinlik bulunamadı.


Tüm Hakları Saklıdır.