Fethiye - Mugla Kent Rehberi Kent Muğla
    • (Alış) 5.527 TL
    • (Satış) 5.537 TL
    • (Alış) 6.263 TL
    • (Satış) 6.274 TL


Fethiye

  • Yer Adı:: Fethiye
  • Şehir Türü: İlçe
  • Bağlı Merkez: Muğla

Fethiye


Fethiye , tarihinin yanı sıra içinde bulundurduğu muhteşem doğal güzellikleri ile belkide Türkiye’nin tatil bölgeleri içinde gezilip görülecek en fazla yeri barındırmaktadır.Deniz suyunun sıcaklığıda kış mevsimlerinde bile 16 derecenin altına düşmemektedir.Türkiye’nin bu gözde turizm kenti Ege ve Akdenizin buluştuğu kıyılarda irili ufaklı koyları,dünyaca ünlü kumsamları,tarihi, her yanı çam ağaçlarıyla kaplı doğal güzellikleriyle tatiliniz için muhteşem bir seçim olacaktır.

Fethiye Tarihi

Fethiye çok eski çağlardan beri önemli bir yerleşim merkezidir. Antik dönemde” Işık Yurdunun insanları” anlamına gelen Likyalılar bu kente sahip olmuş ve Telmessos adıyla anılmıştır. Telmessos (Fethiye) M.Ö.545(6. YY.) tarihinde Perslerin egemenliğine girmiş, M.Ö.333 (4.YY.)  tarihinde kent Büyük İskender’e teslim olmuştur. Büyük İskender’in ölümünden sonra Telmessos bir süre Mısır Kralı Ptalomus’un egemenliğinde kaldıysa da daha sonra Roma İmparatorluğu’nun işgaline uğramış ve kentin adı bu dönemde “uzak diyar” anlamına gelen Meğri (Makri) ismiyle anılmıştır. Roma İmparatorluğunun ikiye bölünmesinden sonra Fethiye  (Meğri) Doğu Roma/ Bizans İmparatorluğunun sınırları içinde kalmıştır.

1282 yılında Menteşe Beyliğinin kurucularından Menteşe Bey, Meğri’yi Bizanslıların elinden almıştır. 1424 yılında ise Osmanlı topraklarına katılmıştır. Osmanlı döneminde halk arasında Beşkaza diye anılan Meğri (Makri); 1874 yılında Menteşe Livasına bağlı bir kaza haline dönüştürülmüştür. Cumhuriyetin kurulmasıyla beraber Muğla İline bağlanan ilçenin ismi 1934 yılında, 1913’te Şam’dan havalanarak bir süre sonra Teberiye yakınlarında uçağı düşürülerek şehit olan ilk pilotlarımızdan Şehit Fethi Bey’in ismi anısına Fethiye olarak değiştirilmiştir.

İlçe hudutlarında birbirinden güzel çoğunluğu Denize dik olarak inen 180 koy-körfez bulunmaktadır. Kıyı uzunluğu 167,84 km. olan İlçede 18 adet ada mevcut olup, bu adaların önemlileri Şövalye, Kızılada, Katrancı, Tersane, Domuz, Yassıca, Gemile, Ayanikola, Karacaören  adalarıdır.

Ölüdeniz

Fethiye’den Ölüdeniz’e çamlar arasından giden yol 14 km. Yokuşlu inişli yolun sonunda birden müthiş bir mavi çıkıverir karşınıza. Burası Belcekız Koyu’dur. Koyun içinden uzanan kumsalı yürüdüğünüzde ise eşsiz Ölüdeniz’i görürsünüz. Ölüdeniz büyülü gibidir, kıpırtısız durur öylece. Dibinde tek bir yosun bile yoktur, beyaz bir kumla örtülüdür. Suyun ve dibinde kumun kırdığı ışık turkuaz bir renk verir. Ölüdeniz’e Çamların gölgesi düşer ve bu etkileyici turkuazı zenginleştirir. Belcekız adı da bir efsaneye dayanıyor. Eski çağlarda buralardan geçen gemiler açıkta demirler ve içme suyu almak üzere kıyıya sandalla çıkarlarmış. Bir gün yaşlı bir kaptanın genç, yakışıklı oğlu su almak için koya çıktığında güzel mi güzel Belcekız’ı görür. Görür görmez de vurulur.
Kızın yüreğine de ateş düşer. Ama delikanlı suyu alıp dönmek zorundadır. Gemi uzaklaşıp gider. Belcekız hep kıyıyı, sevgilisini kollar. Delikanlı da geminin buralardan her geçişinde su almaya gelir. Böylece görüşür, sevişirler.
Bir gün gemi buralardan geçerken fırtına patlar. Genç, babasına burada korunaklı, havuz gibi bir koy olduğunu söyler. İhtiyar kurt ise oğlunun gönül macerasını bilmektedir. Oğlunun sevgilisini görmek uğruna gemiyi parçalamayı göze aldığını sanır.
Dalgalarla birlikte kavga da büyür baba oğul arasında. Gemi tam kayalıklara çarpacakken kaptan bir kürek darbesiyle oğlunu denize atar ve dümene yapışır ki durumu görür. Deniz dönerek çarşaf gibi bir koya girmektedir. Oğlan orada ölür. Kayaların üzerinde sevdiğini bekleyen Belcekız da kendini kayalardan atıp ölür. İşte o gün bu gündür kızın öldüğü yere Belcekız, oğlanın öldüğü yere Ölüdeniz denir. Günün ilerleyişine göre rengi değişip duran deniz belki de bir oğlana bir kıza yanmaktadır.
Ölüdeniz’de 950 hektarlık alan Kıdrak Tabiat Parkı ilan edildi ve koruma altına alındı. Ölüdeniz Lagünü ve Kıdrak Plajını kapsayan bu alan aynı zamanda SIT bölgesi ve özel çevre koruma alanı içinde kalıyor.
Alanın içindeki Kumburnu Günübirlik Dinlenme Tesisleri Muğla Valiliğine bağlı MELSA Ltd. Şti. eliyle işletiliyor.Bir büyük iki küçük kafeterya hizmet veriliyor. Fast food türü yiyecek ve içecek satışı yanında Şark köşesinde saçta gözleme yapılıyor. Piknik yapmak isteyenler için düzenlenmiş bir piknik alanı da var.
Ama mangal yakmak Mayıs – Ekim ayları arasında yasak. Şezlong ve şemsiye kiralamak mümkün. Otopark duş-WC hizmetleri ücretsiz.Otopark güvenlik kameraları ve görevliler ile denetim altına alınmış.
Plajda su sporları (kano, parasailing, su kayağı, banana) işletmesi de var. Meraklıları için not edelim.MELSA’ya ait bir de el sanatları satış yeri de var. Muğla yöresinin el işi ürünleri satılıyor.
Bu olağan üstü doğa parçasının temizliği ve korunması için titizleniliyor. Kurulan laboratuar ile Belcekız Plajının tamamında günlük olarak deniz suyuna ilişkin ölçümler yapılıyor.
Ulaşım:
Beldeye kara, deniz, ve havayolu ile ulaşmak mümkündür. İstanbul, Ankara, İzmir gibi merkezlerden Fethiye ilçesine düzenli otobüs seferleri yapılmaktadır. Hava yolunu tercih ederseniz en yakın havalimanı 55 km uzaklıktaki Dalaman Havalimanıdır. Fethiye Ölüdeniz arası 14 km olup Fethiye’den beldeye düzenli ulaşım imkanları bulunmaktadır.

Göcek

Sayısız ve birbirinden güzel koy ve adanın bulunduğu Fethiye körfezinin Göcek bölümü yatlar ve mavi yolculuk teknelerinin en gözde yeridir. Yatlar için her türlü servisin verildiği dört marina var Göcek’te. Dünyanın ve Türkiye’nin “top sosyete” sinin buluşma noktasıdır Göcek koyları ve adaları. Birbirinden lüks tekneler çevrede boy gösterirler.
Düne kadar sakin ve küçük bir köy olan Göcek’te hızlı bir yapılaşma gözleniyor. Çok katlı binalara izin verilmemesine rağmen, hızlı bir betonlaşma yaşanıyor yeşil çamların arasında.
Göcek’te turizm hemen tümüyle marina çevresinde yaşanıyor dense yeridir. Lokantalar ve alışveriş mağazaları hep iskele çevresinde sıralanıyor.
Yeni yapılan dolgu sahil bandı, düne kadar var olan salaş görüntüyü ortadan kaldırdı. Yürüyüş yolu, oturma grupları ve çevre düzenlemesiyle Göcek’liler ve yerli-yabancı turistler denizle barışmış oldular.
Bir kaç yıl öncesine kadar yerli halk tarafından işletilen küçük pansiyonlar vardı sadece. Şimdi yeni ve daha büyük oteller yapılmaya başlandı. Göcek’te kalabilir ve Türkiye’nin bu cennet köşesinde dolu dolu bir tatil geçirebilirsiniz.
1993 yılında kapatılan Göcek Krom madeni işletmeleri, milyonlarca dolarlık yatırımla, yeni Yat Marina’sına ve Turizm Kompleksine dönüştü. Arazi maden artıklarından temizlendi, arka bölümündeki 120 dönümlük orman arazisi de kiralandı.
Yatırımı Enternasyonal Turizm tarafından yapılan ve kompleks bünyesindeki otel yatırımıyla 500 yatak kapasiteli Göcek’e, 1000’den fazla yatak kazandıracak olan tesisin en önemli bölümü ise 11 milyon dolara mal olan Marina. 4 ayda tamamlanan ve kısmen hizmete giren marina, 400 yata birden hizmet verebiliyor.
“Yat çekek” yeri de bulunan marina bünyesinde bir yelken okulu da açılacak. Marinanın hemen yanındaki alan ise plaj olarak düzenlendi.
Turizm Kompleksinde 24 üniteli “Marina Gerisi Tesisler” de bulunuyor. Bu tesisler arasında “Restaurantlar” “Kafeler”, “Hatıra eşya dükkanları”, “Yat Marketler” yer alıyor.
İskeleden her gün çevre koy ve adalara günübirlik tekne turları yapılıyor. İster günübirlik tekne turlarından birine katılabilir, ister tekne kiralayabilirsiniz.

Kelebekler Vadisi

Fethiye çevresinin en çarpıcı yerlerinden birisi Kelebekler Vadisi’dir. Sahip olduğu endemik türler nedeniyle dünya mirası olarak korunması önerilmiş 100 dağdan biri olan Babadağ’ın eteklerinde bulunan Kelebekler Vadisi 1995’in 8 Şubat’ında 1. derecede doğal SİT ilan edilen ve her türlü yapılaşmaya kapatılan kayalık ve çamlık vadide biraz zahmetlice tırmanıştan sonra milyarlarca, kelebeğin kayaları, ağaçların gövdelerini ve yapraklarını, kısacası her yeri bir şal gibi örttüğünü görmek çok şaşırtıcı bir etki yaratıyor. Önce bunu fark edemiyorsunuz, doğal görüntü böyleymiş gibi geliyor insana. Ama bir ses, bir hareketle havalanıveren kelebekler gökyüzünü kaplıyor, vadiye gölge düşüveriyor. Dünyada ender rastlanan kaplan kelebekleri ile çadır ve bungalovlarda konaklayarak, organik ürünlerle ekolojik bir yaşam sürdürebilir ve batan güneşin büyüleyici manzarası karşısında sihirli bir dünyada yaşıyor hissine kapılabilirsiniz. Sportmen, doğa yürüyüşleri konusunda birazcık da olsa tecrübeli olmayanlar vadinin yukarılarına tırmanmayı denemesinler. Birinci şelaleye kadar çıkmakla yetinsinler. Kendine güvenen, vadinin olağandışı çağrısına dayanamayanlar çıkışa devam ederlerse yukarıda söz ettiğimiz manzarayı görecekler.2000 metrelik Babadağ’ın eteklerindeki Kelebekler Vadisinin içinde iki patika var. Biri şelalelere, diğeri Faralya köyüne çıkıyor. Köye çıkan yol ise çok dik olduğu için bir iki yerde ancak ip yardımıyla yukarı tırmanılabiliyor. Köydeki manzara ise olağanüstü.
Ulaşım:
Kelebekler Vadisi’ne, Fethiye üzerinden Ölüdeniz’e gelerek ulaşılır. Oradan kiralayacağınız veya dolmuş usulü gidiş-dönüş bineceğiniz bir tekneyle vadinin kumsalına ineceksiniz. Koy, Ködürümsü limanı olarak da bilinir. Tekne yolculuğu yarım saat sürüyor. Yolda dileyenler mavi mağaraya da uğrayabilirler. Mağaranın sularına bırakıp, mavi-yeşil yansımalara koyuverebilirler kendilerini.

Çalış Plajı

Günbatımının en güzel izlendiği yer olarak tanımlanan Çalış, 4 km.lik kumsalı ile sıcak yaz akşamlarında serin esintisi ile “Caretta Caretta”ları ile, su sporlarına elverişli denizi ile çok sayıda nitelikli konaklama tesisi, restoranları, barları, alış veriş ve ulaşım olanakları ile ilçe turizminin en gözde yerlerinden biridir.
Sahil boyunca restoran, bar, otel bulunmaktadır. 3 km uzunluğunda bir yürüyüş parkuru sahil bandı izlemektedir. Burada ayni zamanda sörf basta olmak üzere birçok etkinlik de yapılmaktadır.
Ulaşım:
Fethiye merkezinden Fethiye – Çalış dolmuşlarıyla 10 dakikalık bir yolculuk ile ulaşmak mümkündür.

Telmessos Tiyatrosu

Erken Roma döneminde yapılan ve M.S. II. yüzyılda onarım geçiren bu tiyatro yapılan kazı çalışmaları sonunda tiyatronun tüm unsurları ortaya çıkarılmıştır. Bir diozoma ile iki oturma grubuna sahip olan tiyatronun üst oturma sıralarının tamamı kordon çalışmasında dolgu malzemesi olarak kullanılmıştır. Mevcut 4 giriş ve çıkışlardan biri bozulmuş diğerleri sağlam kalmıştır. Tiyatroda bugünkü haliyle 2000-2500 kişi oturabilmektedir. Tiyatronun orijinalindeki oturma kapasitesi ise takriben 6000 kişiliktir.


Kayaköy

Hisarönü Köyü’nü geçip çamlar arasından 5 km. daha ilerlerseniz bir “hayal-köy” göreceksiniz. Buranın adı Kayaköy. Yamaca doğru biri diğerinin önünü kapatmayacak şekilde saygıyla dizilmiş 3500’e yakın evden oluşan bu köy eski bir Rum yerleşimiydi. Anadolu Rumları iyi tarımcı olduklarından ekilir dikilir araziye ev kurmazlardı. Evler çevredeki kayalık, taşlık alanlara kurulurdu. Kayaköy de bu anlayışa uygun kurulmuş. Köyde 1922’ye kadar 25 bin kişi yaşıyordu. İstiklal Savaşı’ndan sonra “Mübadele”de köyün sakinleri Yunanistan’a göçtüler. Köyde 13. yy’dan beri hıristiyan toplumun yaşadığı biliniyor. Buraya da Batı Trakya’dan göçenler yerleştirildi. Kayaköy’ün önündeki düzlüğe evler kurdular.
Şimdi düzlükte 2000 kişilik bir yerleşik nüfus var, eski evler de kapısız, penceresiz bir yalnızlık içinde bekliyor. Evler bütünüyle koruma altına alındı. Eski adı Levissi olan köyde iki kilise, 14 şapel ( küçük kilise ) vardı.. Taksiyarhis ve Katopanayi kiliseleri çok harap durumda. İkincisinin ahşap kapısı Fethiye Müzesi’nde. Panagia Pirgiotis Kilisesi (Aşağı kilise) ise iyi durumda. Freskleri ile ilgi çekici bu kilise, ziyaret etmeye değer.
1990’da Rodos’lu papaz ile Fethiye’li imam Ali Meryem Ana Kilisesi’nde barış ve dostluk için dua etmişlerdi. Mübadele’den önce kız ve erkek ilkokulları, doktor ve eczaneleri, çok sayıda dükkanı ile çok canlı bir yerleşimmiş. Gazete bile yayınlanırmış.
Mübadele ile gelen müslüman mübadiller burayı pek sevememişler, çoğu başka yerlere göçmüş. Buradan Yunanistan’a gidenler de Atina yakınlarında bir yabanıl yere iskan edilmişler. Burayı mamur edip adına Nea Makri demişler. Yani “Yeni Fethiye”yi kurmuşlar.
Taş döşemeli yolu izleyip tepedeki şapele ulaşınca Soğuksu Koyu’nu panoramik olarak görüyorsunuz. Hava çok sıcak da olsa burası her zaman serin bir esintiyle ferahlık veriyor. Köylü kadınlar evlerinin önünde hamur tahtasının başında gözleme açıyorlar. Gözlemeler esmer undan, ıspanak, peynir, maydanoz ve çevreden topladıkları çeşitli otlarla yapılıyor, lezzetli ve doyurucu. Çay ve ayran da var.

Amynthas Kaya Mezarları

Kaya Mezarlarının tümü Helenistik dönemde yapılmış dolayısıyla Fethiye’nin yaşadığı tüm medeniyetlere tanıklık etmiştir. Bu mezarlar, döneminde soyulmuşlar ve hristiyanlık döneminde de en büyük fiziki zararları görmüşlerdir.
Fethiye’nin güneyinde yer alan dik kayalık yamaç üzerine oyularak yapılmış 3’ü tapınak tipinde diğerleri sivil mimari örneklerini yansıtan bir çok kaya mezarları bulunmaktadır. 3 tapınak tipinden olan 3 mezardan biri Harpapos’un oğlu Amythas’a ait olan en görkemli mezardır. Halk arasında ‘Kral Mezarı’ diye bilinen bu mezar diğer iki mezara göre nispeten daha sağlam kalmıştır. Öteki 2 mezarın sütunları ve mezar konturları ciddi zararlar görmüştür. Kral mezarının sütunları da yıpranmış ancak henüz yıkılmamıştır. Tüm mezarlar doğal etkenler ve muhtemelen fiziki tahriplerde ciddi zararlar görmüştür.

Gemiler Adası

Gemiler koyu ve plajının hemen karşısındadır. Gemiler Adası’nın eski adı Aya Nicola’ydı. Bizans ve erken hristiyanlık dönemine tarihlenen kiliselerin kalıntıları bulunmaktadır. Büyük kilisenin freskleri iyi durumdadır. Deniz kıyısında sarnıç kalıntıları da bulunmaktadır. En ilginç kalıntı ise iki kiliseyi birbirine bağlayan tüneldir. 500 metrelik tünelin bazı kısımları yıkık durumdadır. Tünel içindeki merdivenlerin aralarında 17 durak var. Bunlar İsa’nın çarmıha gerilmeye götürülürken 17 defa dinlenmesini temsil etmektedir.
240-241 yıllarında meydana gelen depremler sonucu kıyıdaki kalıntıların bir bölümü sular altında kalmış. Batık kalıntılar iki metre derinlikte izlenebiliyor.
Karşıdaki Gemiler koyu ve plajı, korunaklı oluşu, çam ve zeytin ağaçlarıyla çevrili güzel kumsalıyla sadece gezi teknelerinin değil karayoluyla Fethiye-Hisarönü-Kayaköy üzerinden gelen piknikçilerin de akınına uğruyor yaz aylarında. Koyun Kayaköy’e uzaklığı 6 km. Kayaköy’den buraya sıkı bir yürüyüşle de ulaşılabiliyor. Bir trekking parkurunun durak noktalarından aynı zamanda.
Gemiler’nin çevresinde başka gezi noktaları da var. Beştaşlar, içinde tatlı su kaynağı bulunan Soğuksu, Kısık koyu ve mağarası ile Kısık Koyu’nun batısındaki Afkule çevre gezisinin durak noktaları olacak

Kadyanda Örenyeri

Fethiye’ye 24 km. uzaklıkta olup, büyük bir bölümü asfalt, 8 km.’lik kısmı stabilize bir yolla ulaşmak mümkündür. Likçe kitabelerde ismi Kada-wanti olarak okunan Kadyanda’nin ismindeki -ND takısı nedeniyle, kuruluş tarihinin M.Ö.3. binlere indiği söylenebilir. Ancak antik kentten günümüze ulasan yüzeydeki en eski kalıntılar M.Ö. 5. yüzyıldan daha eskiye gitmez. Kadyanda Örenyeri’nde kenti çevreleyen sur duvarlarının bir bölümü, kaya mezarları ve bazı kitabeler en erken dönemlere tarihlenen kalıntılardır. Bunlardan ayrı olarak, Roma Dönemi’nde de onarılarak kullanılmış olan Helle-nistik tiyatro, hamam, koşu pisti, agora, hangi tanrıya ait olduğu bilinmeyen tapınak kalıntısı ve yoğun sivil yapı izleri Kadyanda Örenyeri’ nin antik dönemde yerleşim geçirmiş tam bir kent hüviyetini ortaya koymaktadır.
Kent dik yamaçlarla arazinin topografyasına göre birçok kez inşa edilmiş, sur duvarları ile çevrelenmiştir. Bu duvarlardan özellikle güneydeki kisim ayakta kalmıştır. Tiyatro alanına istinat oluşturan poligonal sur duvarı Helle-nistik Dönem’e ait olup kaliteli bir isçilik göstermektedir.
Kaçak kazı izlerinin yoğun olarak izlendiği nekropol alanı kentin güney bölümünde sur duvarlarının dışında kalmaktadır.
Antik kentte sayılarının çokluğu ile dikkat çeken yapı kalıntılarının bir başkası ise sarnıçlardır. Tapınağın doğu kesiminde geniş bir alanın altında inşa edilmiş, birbirine geçmeli dört büyük sarnıç, kentin antik dönemde su sorununun ne kadar etkili oldugu, belki de bu sorun nedeniyle terkedilmiş olabileceğini akla getirmektedir.
Kadyanda’da izlenen yapı kalıntılarının büyük çoğunluğu Roma Dönemi’ne aittir. Kent M.S. 7. yüzyıla kadar iskana sahne olmasına karşın geç döneme ait kalıntılar fazla yoğun olarak hissedilmez. Antik kentte 1992 yılında Fethiye Müze Müdürlüğü’nce bir kurtarma kazısı yapılmıştır. Bu çalışma sırasında örenyerini rahatlık ve kolaylıkla gezebilmek için takriben 2.5 km. uzunluğunda bir gezi yolu yapılmıştır
 Kaynak : http://www.fethiye.gov.tr

Fethiye Tanıtım Filmi

Yorum Kapalıdır.

Şehirdeki Etkinlikler


Tüm Hakları Saklıdır.